Kediler Uğursuzluk Getirir mi?

0
179

Toplumun bir kesimi kedilerin uğursuzluk ve kötü şans getirdiğine inanıyor. Bu algının özellikle siyah renkli kediler üzerinde yoğunlaştığını söylemek mümkün. Çocuklara kara kedilerden uzak durmaları öğütleniyor. Küskünlük yaşayan iki kişi için, “Aralarına kara kedi girdi” deniyor. İnternette “Rüyada kedi görmek uğursuzluk getirir mi?” cümlesiyle ufak çaplı bir araştırma yaptığınızda, pek çok web sitesinde “rüyada kedi görmek şanssızlığın işaretidir” gibi temeli olmayan ifadelerle karşılaşıyorsunuz. Kısacası batıl inançlara sahip insanlar, hayatta başlarına gelen aksiliklerin sorumluluğunu kedilere yüklüyor.

Elbette bu ezberler ve inanışlar hiçbir somut gerçekliğe dayanmıyor. Peki kediler aleyhine böyle geniş çaplı bir olumsuz algı nasıl oluşabildi? Neden günümüzde bile rüyada kedi görmenin uğursuzluk getirdiğine inanılıyor? Hikayenin çıkış noktası neresi? Kedilere bu kumpası kim kurdu? Belki efsanenin çıkış noktası bilinirse, bu konuda yıkılmaz önyargıları olan insanları bile ikna etmek daha kolay olabilir.

Kedilerin “uğursuz olduğu” iddiasının kökeninde dini ve siyasi planlar yatıyor. Evet, kulağa hayli ilginç geliyor ama gerçek bu. Meraklı dostlarımız belki doğrudan taht mücadelelerinin aktörü olmadılar ama dünyadaki birçok canlı gibi iktidar savaşlarının mağduru oldular. Ama nasıl?

Cevap geçmişte saklı

Kedilere yapıştırılan uğursuz yaftasının nedenini anlamak için günümüzden oldukça geriye gitmemiz gerekiyor. Orta Çağ’ın başlamasından bir süre önce, Hıristiyanlık, Avrupa ve doğu coğrafyasında düşman saydığı halklar ve inançlarla egemenlik mücadelesine girmişti. Kilise’nin mücadele ettiği doğu medeniyetlerinde bütün hayvanlara, özellikle de kedilere büyük önem atfedilmekteydi.

Kedilerle insanların geçmişinin milattan önce 9500’lere kadar gittiği düşünülmektedir. Yani insanlığın tarım yapmaya başlayıp yerleşik yaşama geçince, kedilerle yakınlaşmaya başladığı söylenebilir. Aslında bu bir işbirliğidir. Kediler insanlarla kolay yiyecek bulabilmek için, insanlar da kedilerle tarım alanlarına ve ambarlara sataşan küçük hayvanlarla baş edebilmek için ortaklık kurmuşlardır. Elbette bu ortaklık günümüze kadar karşılıklı sevgiyi yaratmış ve beslemiştir.

Kediler Mısırlılar ve Çinlililerin yaşamlarında o denli fazla yer tutuyordu ki, zamanla kutsal olarak kabul etmeye başlandılar. Belki kimse herhangi bir kediye  tapmıyor, bir kediyi ruhani bir lider olarak görmüyordu ama doğu medeniyetlerinde kedilere zarar vermek büyük suçtu. Kediler bu topraklarda büyük saygı görüyorlardı. Tabiri caizse kedi gören önünü ilikliyordu. Bugün Hindistan’da ineklere ne kadar hürmet ediliyorsa, kediler de o vakitlerde benzer bir itibara sahiplerdi. Hatta Mısırlılar kedilerin mumyalarını bile yaptılar. Mısır’da yapılan kazı çalışmalarında çok sayıda kedi mumyasına rastlanmıştır. Pek çok Mısırlı hayatını kaybeden kedisinin ardından yas tutuyordu. Bununla birlikte kedilerin heykelcikleri ve resimleri de yaygın olarak yapılmaktaydı.

Avrupa’da yalanlar

Fakat Orta Çağ’a yakın dönemlerde, özellikle Avrupa’da ciddi bir kedi aleyhtarlığı başladı. Bunun nedeni Hıristiyanlığın diğer medeniyetlerle girdiği nüfuz mücadelesiydi. Ne yazık ki bu mücadelenin bir parçası da kültürel savaşlardı. Doğu medeniyetinin kutsal gördüğü ve yaşamında önemli mertebelere yerleştirdiği pek çok unsur, Hıristiyanlık tarafından günah ve yasak kabul edildi. Bu zıtlaşmanın sonucu olarak, Orta Çağ Avrupası’nda kediler “şeytan”la eş tutulmaya başlandı. Özellikle kara kediler, şeytanın giydiği kostüm olarak kabul edildi. Kilise, Hıristiyanlara kedilerden uzak durmaları gerektiğini emrediyor, eğer aksini yaparlarsa kötü şansın onların yakasından düşmeyeceği yalanını yayıyordu.

Kilise’nin bu yalanları nedeniyle, Avrupa toplumu, kedilerin cadılara verilen cinler olduğuna inandı. Kediler onlara göre lanetli varlıklardı. Cadı olarak damgalanan binlerce, hatta onbinlerce kadınla birlikte kediler de öldürüldü. Sokakta da canlı kedi bırakılmadı. Milyonlarca kedinin hayatına son verildi. Ne yazık ki o dönem Avrupa’da büyük bir kedi katliamı yapıldı. Hepsi egemenliği ele geçirmek, düşman kabul edilen medeniyetlerin kültürlerini yok etmek içindi. Siyaset ve din, kendi çıkarı için kedileri uğursuz göstermekte bir sakınca görmemişti.

Bu arada kedilerin yok edilmesinden bir zaman sonra, doğanın dengesi bozuldu ve Avrupa’da fare popülasyonu bir hayli yükseldi. Bu dönemde kara veba diye meşhur bir hastalık kendini gösterdi. O dönem açısından amansız olan bu hastalık nedeniyle yaklaşık 200 milyon insan hayatını kaybetti. Büyük bir acı ve trajedi yaşandı. Eğer kediler öldürülmese fareler bu kadar çoğalmayacak ve vebanın etkisi bu denli yıkıcı olmayacaktı. Yani Avrupalılar Kilise’nin kışkırtmaları sonucu aslında kendilerine kalkan olacak canlılara düşman olmuşlardı.

Aydınlanma ve kediler

Orta Çağ sona erip Avrupa’da Aydınlanma düşüncesi filizlenince kediler için de kötü günler artık geride kaldı. İnsanlar artık kedilere düşman değil, dost olarak bakmaya başladılar. Kediler diğer canlılar gibi yeniden değer gören ve yaşam hakkı önemsenen hayvanlar haline geldi. Avrupaların gözünde, kediler güzellikleri ve sevimlilikleriyle ön plana çıktılar. O günden bu güne kediler hayatımızın ve evlerimizin önemli bir parçası

Ancak tüm bunlara rağmen yalanlar bir anda unutulmadı. Dilden dile aktarılarak bu günlere kadar geldi. Ne yazık ki Orta Çağ Avrupası’nda Kilise tarafından karşıt güçleri alt etmek için uydurulan yalanlar bugün de pek çok insanın zihnini köreltiyor. İnanması güç ama 21. yüzyılda bile rüyada kedi görmek kötüye yoruluyor. Geçmişte siyasi hesaplar için uydurulan yalanlar üzerinden, günümüz insanı aldatılmaya, kedilere karşı önyargılarla doldurulmaya çalışılıyor. Rüya tabiri konusunda uzaman olduğunu öne süren bazı kişiler, kediler aleyhine olumsuz algı yaymaktan hiç sıkılmıyorlar.

Kedilerin uğursuz olduğu, uğursuzluk getirdiği, kara kedilerin kötü şansın habercisi olduğu tamamen yalandır. Bunun uzaktan yakından gerçeklikle ilgisi yoktur. Hiçbir insanın başına rüyasında kedi gördüğü için olumsuz bir olay gelmemiştir. Olumsuz olayların sebebi, hayatın olumsuz gerçekleridir. Bu olumsuz gerçeklerin de kabahatlisi asla kediler değildir. Hiçbir kedi kötü şans getirmez. Kedilerin renkleri de bunu değiştirmez. İnsanlarda da olduğu gibi, kedilerin farklı renkleri de zenginlik olarak kabul edilmelidir.

Ne çektin be kedi!

Kendinizi bir dakikalığına kedilerin yerine koyun. Hem yaşadığınız dünya insanlar tarafından kirletilecek hem de insanların başına gelen kötülüklerin sorumlusu siz olacaksınız. Hem doğal ortamınız kurulan şehirler nedeniyle ortadan kaldırılacak hem de tüm şanssızlıklar sizin yüzünden meydana gelmiş olacak. Bu gerçekten haksızlık. Neyse ki kedi dili şimdilik sadece miyavlıyor. Yoksa çok şikâyet işitiyor olurduk!

Neyse ki günümüzdeki durum yüzyıllar öncesinden çok daha farklı. Kedilerle evlerini paylaşan insanların sayısı, onları şeytanın sureti olarak görenlerin sayısından çok daha fazla. Umuyoruz rüyada kedi görmenin şanssızlık getirdiği, kedilerin kötü talihin simgesi olduğu yönündeki inanışlar da fazla uzun yaşamayacak. Belki de bu yüzden kedi eğitiminden önce insan eğitimi gelmeli.